KÜRK MANTOLU MADONNA:TUTKUNUN ADI…

indir (2)

“Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca…”diyerek başlıyor kitabın arka yazısı.On seneden fazla geçmesine rağmen ,dört beş aylık beraber geçen zamanın, bir hayata nasıl yön verdiğini,bir erkeğin gözünden tutkulu bir hayatı görüyoruz…İçeriğindeki edebi kelimeleri anlamak ara sıra zorlaştırsa da işimizi, kitabın teması hissettiriyor kendini.Uzun zamandır okumayı bekleyen kitaplarım arasındaydı ve sonunda bitirdim 🙂 Daha öncesinde edindiğim bilgilerden midir ,benim beklentilerimin fazlalığından mı bilemiyorum , daha yüklü olması gerektiğini düşündüğüm yerler de oldu. Konusunu çok merak ettiğim için çabucak bitirdim.Ama en etkili tarafı;bir kadın olarak,bir kadına böylesine tutkulu olmayı erkek gözüyle görmek gerçekten farklı düşünceler açıyor insana…Bir insanın hayatınıza neler katabileceğini ya da neler çalabileceğini görüyorsunuz.Ya da çalarken bile nasıl sizi büyüttüğünü,çoğalttığını…

İşte kitaptan hoşuma giden bazı alıntılar.

“Onun yaşadığı yerde yaşamak ,onun gibi yaşamak demek değildi.”

“Bütün basit insanlarda olduğu gibi,kederden sevince ,heyecandan sükunete geçiyor ve bütün kadınlar gibi her şeyi çabucak unutuyordu.”

“Yaşamak,tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek,hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak;herkesten daha çok,daha kuvvetli yaşadığını,bir ana,bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak…Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek,onu bekleyerek yaşamak…”

“aşk bence istemektir.Mukavemet edilemez bir istemek…”

                                                            YANG 🙂

Advertisements

İKİ YAŞINDAKİ ÇOCUĞUNUZ BÜYÜRKEN…

indir (1)

Eveet!memlekete gitmekti,hastalıktı derken uzun bir ara verdik sanki ama işte yine burdayım.Bu arada boş durmadık tabiki.yeni kitaplar okuduk bol bol.Hepsinden ayrı ayrı bahsedeceğim ama bu seferki kitabımız başlıktan da anladığınız üzere “iki yaşındaki çocuğunuz büyürken.”Orjinal adı “as they grow your two-year- old” olan kitabımız ünlü Amerikan aile dergisi olan “Parents”ın editörleri ve Diane O’ Connell tarafından hazırlanmış.Diyeceksiniz ki nereden çıktı şimdi bu kitap!!İki buçuk yaşındaki oğluşum Mehmet Deniz, birgün parktaki arkadaşlarıyla oyuncak kavgasına tutuşana kadar aslında yoktu aklımda böyle bir kitap.Ama o gün eve döndükten sonra oturup düşündüm ve araştırmaya karar verdim.Neticede karakteri oluşmaya çoktan başlamış olan oğlum söz konusuydu ve elimden geldiğince onun gelişimini desteklemek için çırpınıyordum.İnternette geçirdiğim uzun saatler sonunda bu kitabı almaya karar verdim ve şu an bana ve oğluma neler kattığını düşünerek çok mutlu oluyorum:)Gelelim kitabımıza…

    Kitap 10 ana başlık üzerine kurulu.

1.Bölüm:GİTMEME İZİN VER (BENİ SIMSIKI TUT)

İki yaşındaki çocuğunuzun özgürlük sorgulaması.

2.Bölüm:BENİ DİNLE!

İki yaşındaki çocuğunuzun iletişim yetenekleri.

3.Bölüm:ÖĞRENMEMİ İZLE!

İki yaşındaki çocuğunuzun zihin gelişimi.

4.Bölüm:PEK ÇOK RUH HALİM!

İki yaşındaki çocuğunuzun duygusal gelişimi.

5.Bölüm:DÜNYAYI NASIL GÖRÜYORUM!

İki yaşındaki çocuğunuzun kişiliği.

6.Bölüm:NEDEN BU ŞEKİLDE DAVRANIYORUM!

İki yaşındaki çocuğunuzun davranışları.

7.Bölüm:KORKULARIM VE KABUSLARIM! (bize en faydalı olan bölümlerden biriydi bence)

İki yaşındaki çocuğunuzu ne korkutur.

8.Bölüm:İNSANLARLA NASIL İLİŞKİ KURUYORUM!

İki yaşındaki çocuğunuz başkalarıyla nasıl iletişim kurar.

9.Bölüm:BEDENİM ,KENDİM.

İki yaşındaki çocuğunuzun bedenini ve cinsini farketmesi.

10.Bölüm:LAZIMLIK ZAMANI!

İki yaşındaki çocuğunuz ve tuvalet eğitimi.

    Her bölümde ana temalarla ilgili önemli noktalar var.

*Gelişimin aşamaları ( ne bekleyebilirsiniz?)

*Çatışma (Bu sırada oluşabilecek sorunlar neler?)

*Siz ve çocuğunuz (Gelişimin bu aşaması bir ebeveyn olarak sizi nasıl etkiliyor?)

*Çocuğunuzun gelişimine yardımcı olmak (Gelişimine katkı sağlayan stratejiler,oyunlar,faaliyetler nelerdir?)

   Ayrıca bilgilendirici köşeler de var.

*Ben olmak nasıl bir şey(çocuğunuzun bakış açısından sergilenen genel senaryolar.)

*Söyleyin/söylemeyin (belirli durumlardaki uygun ve uygun olmayan karşılıklar.) (yine en beğendiklerimden:))

*Önce güvenlik (Çocuğa uygun alanlar ve ebeveyn panikleri.)

*Bir sorun mu var? (Olası gelişim aksaklıklarının işaretleri.)

    İşte böyle dolu dolu,ne ararsanız,kafanızda hangi sorular varsa hepsinin cevabını alabileceğiniz bir kitap bence.Anne olarak rahatlamama çok katkısı oldu.Artık çoğu davranışına nasıl tepki vereceğimi ya da nasıl söze dökeceğimi düşünmüyorum kara kara 🙂 Tüm kaygılı annelere duyurulur 🙂

Ayrıca, kitabın diğer yaş grupları için olanları da var.Onları da en kısa zamanda okuyup paylaşacağım.Ama okumuş olan anneler varsa şimdiden yorumları alabiliriz de 🙂 

                                                                                                                                                      YANG 🙂

Dostluğa,sadakate,aynı zamanda ihanete açılan kapı;Uçurtma Avcısı!!

indir        Muhteşem,muhteşem,muhteşemdi….Biliyorum,tüm okuduğum kitapları çok kaliteli bulduğumu yazıyorum size hep ama ya ben okumayı çok seviyorum yada kaliteli kitaplar seçiyorum.Ama nedeni ne olursa olsun belleğime böyle bir kitabı daha kazımaktan son derece hoşnutum:)Allahım nasıl bir anlatımdır bu yaaa!!Kitabı okumuyorum sanki görünmezlik iksiri içmiş,içinde olanları gözlüyorum gibiydi:)Khalled hosseını’nın ilk kitabıymış uçurtma avcısı.Ben ilk olarak diğer kitabı olan Bin muhteşem güneş’İ okumuştum ve onu bitirdiğimde de aynı tepkiyi vermiştim hemen hemen.Onu ayrıca yazarım bir gün.Ama bu ,hayatımda okuduğum en akıcı ,en güzel kitaplardan biriydi.Bakış açınıza yeni pencereler açan cinsten…Okurken çoğu yerde sordum kendime ben nasıl davranır yada düşünürdüm diye…İşte böyle kitapları seviyorum ya:)Önünüze yeni yollar açan…

           Hangisini daha etkileyici işlediğine karar veremediğim dostluk,sadakat ama aynı zamanda ihanet,Çift yönlü bir savaş üzerine kurulu kitabımız,hem kendi içinde hem ülkende…Afganistanın yara almaya başladığı zamanlardan hemen öncesine tekamül ediyor başlangıcımız.Uzunca süren savaşlar ve yıllar sonrasında bile ne dostlukların ne alışkanlıkların ne de milli duyguların  kişiliklerimizden silinmediğini kanıtlıyor sanki sonu…..Bahsetmek istediğim özel noktalardan birtanesi Hosseını’nın iki kitabının da beni Afganistanın yakın geçmişini,yaşadıklarını araştırmaya itmiş olması.çünkü o zamanları betimleyen  öyle etkileyici öyle acı sahneleri var ki,insan böyle bir acının gerçekten yaşanıp yaşanmadığını merak ediyor.Sürükleyici,belki gerçek belki de değil duygusal hikayesinin yanında böyle politik konularda da bilgi vermiş olması yada yaşayanların gözünden betimlenmesi çok daha kaliteli olduğunu gösteriyor kitabımızın.Aynı çatı altında ama farklı konumlarda başlayan bir dostluk hikayesinin nasıl bir kişilik etkisi yarattığını,hayatta neleri değiştirebileceğini,nereye kadar gidebileceğini  görüyoruz kitapta.Kitabımızın bel kemiği belki de tam da burası ama beni etkileyen öyle güzel bir konu daha var ki,ancak bu kadar anlatılabilirdi bir baba bir evladın gözünden…Hatırladığımız en erken dönemlerden beri acaba nasıl anlatırdık anne babamızı…Neler hissederdik anlatırken yada onların üzerimizde bıraktıkları o kat’i kişilik özelliklerini yaşarken….Çok hoşuma giden bir yeri aktarmak isterim size.Baba ve oğul arasında geçen bir yerden…

    “Yalnızca bir günah vardır,tek bir günah.O da hırsızlıktır.Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir.Bİr insanı öldürdüğün zaman ,bir yaşamı çalmış olursun.Karısının elinden bir kocayı,çocuklarından bir babayı almış olursun…Yalan söylediğinde ,birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalmış olursun.Hİle yaptığın zaman doğruluğu ,haklılığı çalmış olursun.Kendisine ait olmayan birşeyi alan insan,Bu ister bir can olsun ,isterse bir dilim nan ( ekmek)…aşağılıktır….”

     İşte böyle!!!Kitapta bakış açınızı değiştirebilecek bunun gibi yüzlerce yer var….Hasan ve Emirin küçük dünyalarında büyüttükleri dostluğun,sevginin üzerinden ilerleyen olaylar,içine iki taraflı savaşları da alarak ,nasıl bir çığ gibi büyüyor ve ömürlerinde nasıl izler kalıyor…İz bırakanlar sadece bunlar olmuyor tabi ki..Tahminlerinizi zorlayan öyle kaliteli yerler var ki,hem şaşırıyorsunuz hem üzülüyor hem daha da meraklanıyor…Muhakkak okumanızı istediğim kitaplardan birisi kısacası…Veeee işte bu harika sözlerin ait olduğu yazarımız…..k

       Başka kitaplarda görüşürüz…:)                                                                                         YANG:)

 

Bozkırdan gelen esinti : Gün Olur Asra Bedel

Hepimiz ünlü Yeşilçam filmi Al Yazmalım’ı biliriz.Özellikle de Cahit Berkay’ın bestelediği müziğini. Peki senaryo hikayesinin kime ait olduğunu biliyor muyuz? Bilmiyorsak o zaman bir göz atalım : Cengiz Aytmatov.

Kırgız yazarımızın bir çok kitabı çeşitli dillere çevrildi ve bir çok hikayesi sinemaya uyarlandı. Milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, milli, ahlaki ve kültürel zenginliğini bütün eserlerine yansıtıyor.Milletinin yaşadığı acılar karakterlerinin acısı oluveriyor. Milletinin değerleri kendinin savunduğu değerler olarak karşımıza çıkıyor. Metaforlarla dolu kitapları bir o kadar sade dile sahip. Şimdi okumuş olduğum bir kaç eseri hakkında görüş bildirmek istiyorum.

1) Gün olur asra bedel: Bu kitapta yazarımız kitap içinde kitap hikaye içinde hikaye anlatıyor. Bir yandan romanın baş kahramanı Yedigey’in  adetlerine göre düzenlemeye çalıştığı cenaze törenini anlatan bir gün var diğer yanda ise  Yedigey’in geçmişini sorguladığı bir asır. Tabi bunun yanında kitapda küçük küçük söylemler, Kırgız-Kazak efsanesi ve bilim kurgu olaylarına da rastlayacaksınız. Aynı zamanda ise Sovyetler Birliği’nin uyguladığı siyaset ve politikalar da eleştirilir. 

2)Cemile : Louis Aragon’un Dünya’nın en güzel aşk hikayesi dediği Cemile ile Danyar arasındaki aşk. Bu aşk bize küçük bir çocuk olan Seyit’in gözünden aktarılıyor.İlk başta birbirlerine karşı tavırları serttir. Cemile savaşta olan kocasının sorumluluklarını üstlenmiş sert mizaçlı kız, Danyar annesini babasını kaybetmiş savaşta sakat kalmış içine kapanık genç erkek. Cemile’nin yaptığı toplum kurallarına aykırıdır ama Seyit’in gözünde ondan iyi insan yoktur. Yazarımız burda yorumu okuyucuya bırakmaktadır. 

3) Beyaz Gemi: Bu kitaptaki anlatıcımız bir çocuk ve bu çocuğun ismini hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz. Annesinden ve babasından uzakta dedesiyle yaşayan çocuk, masallara adamış kendini. Dedesinin anlattığı maral efsanelerine. İyiliklerle kötülüklerin bir arada bulunduğu bu dünyada masalların olduğunu farketmesi bu çocuğu derin yaralar..

P.S: Cengiz Aytmatov ve eserleri hakkında detaylı bilgi istiyorsanız Türk Edebiyatı Dergisi 418. Sayısı sizin için ideal çalışmaları barındırıyor. 🙂

Doğunun Limanları…

indirAmin Maalouf ‘un ilk okuduğum kitabıydı ama neredeyse bir yılı aşkındır kitaplığımda keşfedilmeyi bekliyormuş meğerse.Tek kelimeyle mükemmeldi.Bir hayat neleri görebilir ki dediğiniz herşeyi görmüş kahramanımız.Savaşlar,ayrılıklar,uzun bir inziva,özlem…Hikayenin gerçek olması  ve kahramanın gözünden yazılması daha da akıcı hale getirmiş olayları.Bir günde bitirdim desem yeridir.Ama altın vuruşu sona saklamış yazarımız.”gerçekten olur mu?”diye sorulan cinsten…

    Olaylar kahramanımız “isyan” ile yazarımızın bir metroda tanışmalarıyla başlıyor.Yazarımız onu eski tarih kitabındaki bir resimden hatırlıyor ve bir şekilde onunla konuşmayı ve hayat hikayesini dinlemeyi başarıyor.Önlerindeki dört gün boyunca isyan hayat hikayesini anlatıyor. “-Bir insanın hayatının doğumuyla başladığına emin misiniz ?” diyerek başlayan isyan Osmanlı hanedanından olduğunu ama sonra işlerin değiştiğini anlatıyor.İsyan, aslında önder ruhlu olmadığını ama babasının ona yüklediği bu sıfatın son derece boğucu hale gelmesiyle  Fransaya tıp okumaya gittiğini anlatıyor.Sonrasında bir şekilde onu içine çeken direnişçi örgütü ve bu sayede tanıştığı hayatının aşkını….CLARA…Hayatının aşkı diyorum çünkü kitabı bitirince göreceksiniz gerçek bir aşk hikayesini…Bu aşk yüzünden düştüğü uçurumları ve yine aynı aşkın getirdiği çözümleri…Babasının ölümü ve tam da o sırada patlak veren savaşla karısından ve doğacak çocuğundan ayrı düşen isyan,bir gün kötü kardeşi salim tarafından bir deli kliniğine kapatılır.Hayatının bundan sonraki yirmi yılını burada geçiren isyan birgün kızının onu bulmasıyla yeniden kendine gelir.Gelir gelmesine ama oradan nasıl çıkacağına dair en ufak planı yoktur.Beklemekten başka çaresi olmayan isyan hep bekler o günü umutla…yıllarca…En sonunda başarır çıkmayı ama geçen onca seneden sonra ne karısıyla nede kızıyla yüzleşmeye cesareti vardır…Dört günün sonunda karısıyla buluşacağı gün gelip çatar…işte tam burada yazarımız anlatımı kendisi ele alıyor ve kendi gözünden kendi kaleminden yazıyor artık…Burada kesiyorum ve okuduktan sonraki yorumlarınızı bekliyorum:)Hadi!okumaya başlayın biran önce 🙂

başka bir kitapta buluşuruz!!                                                                                    YANG 🙂

Sil Baştan….

imagesGeçmişte yapmış olduğunuz hataları bilerek,hayatınızı tekrar,tekrar ve tekrar yaşamak zorunda kalsaydınız ne yapardınız?”

Kitabımızın kahramanı  Jeff Winston bu şansı birçok kez elde ediyor.İlk seferinde olan tatlı bir panik ve heyecan hali daha sonrakilerde korkuya bırakıyor kendini.Düşünsenize bir! Nerede, zaman,nasıl öleceğinizi biliyorsunuz.An be an tekrar yaşıyorsunuz aynı acıyı ve değiştirme çabasını. Ama nafile ,kurtulamıyorsunuz bu gerçekten ve gelecek seferin belirsizliğinden. Çünkü bir daha ki uyanışınızda nerede ve nasıl olacağınızı bilemiyorsunuz…Bir zaman sonra olayların sizin kontrolünüzden çıkmış olması  büyük bir tedirginlik yaratıyor.Bilmediğiniz ve ne olacağını tahmin edemediğiniz bir hayatı yaşıyorsunuz…Sıradışı!! 

Bunun yanında güzel yanları da yok değil hani:)Kahramanımız Jeff, geleceği avucunun içi gibi bilmektedir.maçları kimin kazanacağından tutun da köşeyi dönmek için hangi şirketlere para yatıracağını bile biliyordur.Tabi bunu en iyi şekilde kullanır ve ilk hayatının aksine sayılı zenginlerden olur…Ama gelecekteki diğer hayatlarında nasıl olacaktır ve sevdiği her şeyi daha ne kadar kazanıp kaybedecektir?? Ve en önemli soru: Neden bunu yaşamaya mahkum edilmiştir???

Olay örgüsünün çok heyecanlı ilerlediği,sürükleyici bir kitaptı bence…İnsan düşünmeden edemiyor ben olsam acaba ne yapardım diye! Ben olsam, sanırım bu gizemi anladığım ilk anda panikten tekrar ölürdüm 🙂 Ne de olsa tekrar dirileceğim dimi??  Bir başka kitapta buluşuruz!!!!                                                                                                   YANG 🙂

Yolların Başlangıcı

‘Kökler torağa gömülür, çamurun içinde kıvrılıp bükülür, karanlıklarda dal budak salar; daha doğumundan başlayarak ağacı tutsak eder ve gözünü korkutarak besler: Özgür kalırsan ölürsün.’  diye başlıyor kitabına Amin Maalouf. Onu ilk Semerkand kitabıyla tanıdım. Daha sonra Doğunun Limanları, Afrikalı Leo ve Tanios Kayası. En son olarak 2004 de yayımladığı YOLLARIN BAŞLANGICI ile karşılaştım.

Kitabımızın orijinal adı ORIGINES ve Lübnan asıllı Fransız yazarımız kendi köklerinden bahsediyor bu kitapta. Göçenler, kalanlar, ayrılıklar, özlemler, gerçek insanlar, aile içi çatışmalar… Yazar bir bavulla başlıyor işe. İlk başlarda çok deailgili değil ailesinin geçmişiyle  ama eline geçen bir kaç mektupla artıyor ilgisi. Daha sonra annesinden aldığı bir bavul mektup, resim ve çeşitli belgelerle kendi geçmişini arıyor bilinmezliklerde.  Bunun yanında o zamandaki savaşlar, din mezhep kavgaları ve çeşitli ülkelerin siyasi durumlarına da ışık tutuyor. Biz de kendimizden bir pay alıyoruz burdan. Çünkü yazar Osmanlı Devletinin son dönemlerini tahlil ediyor yer yer. Aynı zamanda Atatürk ile görüş bildiriyor. Orta Doğunun içinde bulunduğu şu anki kaosun nedenlerini arıyor kendince… Genel olarak kitabımız yazarın aile geçmişinin yanı sıra bir çok sosyal ve siyasi olayları da ele almakta. İşin en güzel yanı da bu zaten. Bir yandan tarih bir yandan gerçek yaşamları okuyorsunuz. Tarihi olayların insanların yaşamları üzerinde ne gibi izler bıraktığını görüyorsunuz.

Daha detaylı bakacak olursak kitaba yazar daha çok büyük dedesi Butros ve dedesinin kardeşi Cebrail(Gebriel)’ den bahsetmekte. İki kardeş birbirlerinin zıttı olsalar da çok iyi anlaşıyorlar. Butros kendini eğitime adamış  ve ülkesini terketmekten korkan bir eğitimci. Cebrail  ise daha cesur ve göçmen. Cebrail erkenden Küba’ya göç eder ve orada kendine hayal dahi edemeyeceği bir hayat kurar. Butros ise aydınlık için kendi özgür görüşlerini içeren bir okul açar. Amin Maalouf ise onları bıraktıkları izlerden ilerlerken bir çok tahlillerde bulunuyor.Bir yanda doğu kültürü diğer yanda batı. Çeşitli din ve mezhepler ,bunun yanında özgür düşünceler..İki kardeşin arasında geçen konuşmalardan sıkça söz edilmiş ve bir çok mektuplara yer verilmiş. Ve kitabın bir bölümünde Amin büyük amcasının izlerinin peşine düşüyor ve Küba’ya gidiyor. Onun evini ve bıraktıkları izleri daha yakından görebilmek için. Kimi zaman eski yapıları araştırıyor kimi zaman kütüphanelerde eski gazeteleri araştırıyor kimi zamansa eski mezarlıklarda duygusal anlar yaşıyor. Kendi ailesinden çok bahsetmeden kitabı sonlandırıyor. Olay örgüsü çok geniş ve ilk olarak karmaşık gelebilir ama ilerledikçe zevk alacağınızı düşünüyorum. Şimdi ise size kitaptan alıntılar sunacağım.

-Uzakta olduğunuzda ayrılığı lanetleyebilir ve buluşmanın yeterli olacağı düşüncesiyle yaşayabilirsiniz. Ama oraya bir gittiniz mi, gözleriniz açılır; uzaklık aşkı korumuştur ve uzaklığı ortadan kaldırdığınızda, aşkı da ortadan kaldırma tehlikesiyle karşı karşıya kalırsınız.

-Çevremizdeki yaşlı insanların varlığı bizim için bir hazine, oysa biz bu hazineyi yaltaklanmalarla ve saçma sapan sözlerle ziyan ediyor, sonra da hiç doyurulmayacak bir açlıkla baş başa kalıyoruz; kendi arkamızda da kısa bir an için beliren, sonra toz toprak arasında kaybolan yollar bırakıyoruz.

-Kendi başlangıçlarımızı öğrenmemizin gereği yok. Torunlarımızın da bizim kendi yaşamımızı bilmelerine gerek yok. Bu dünyada herkes kendine ayrılmış zamanı tüketiyor, sonra da gidip mezarında uyuyor. Onlar için bir şey ifade etmeyeceğimize göre, bizden sonra gelenler için kafa patlatmamızın ne gereği var? İyi ama her şey unutulmaya yazgılıysa, neden bir şeyler kurmaya çabalıyoruz ve atalarımız neden bir şeyler kurdu? Neden yazıyoruz ve atalarımız neden yazdı? Evet, durum böyleyse neden ağaç dikelim ve neden çoluk çocuğa karışalım? Bir dava için savaşmak neye yarar, ilerlemeden, gelişmeden, insanlıktan, gelecekten söz etmek neye yarar? İçinde yaşanan ana gereğinden çok ayrıcalık tanımakla, bir ölüler okyanusunun bizi kuşatmasına göz yummuş oluruz. Bunun tersine, geçip gitmiş zamanı yeniden canlandırırsak, yaşam alanımızı genişletmiş oluruz.

YIN

Kavim

“Türkler, kürtler ve bu toprakları ülke yapan halklar…Ülkemiz kültürüyle bezeli,merakla okunan bir roman.”diyor kitabın arkasında.Okuduğum ilk Ahmet Ümit kitabı olmasına rağmen,sanki uzun

zamandır aşina olduğum bir dilmiş gibi tanıdık ve akıcıydı dili.Bilmediğimiz dinlerin,bilmediğimiz özelliklerini,bir cinayet çerçevesinde anlatan kitap sadece akıcı değil,öğretici de…İyi kurgulanmış olay örgüsüne de sahip olması ekstra kaliteli bence…Polisiye ve bilgiyi isteyenlere duyurulur…

YANG

Günahkar

Polisiye serisinin üçüncü kitabı olduğunu  ve cnbc-e de dizisinin yayınlandığını öğrendiğim,zevkle ve hızlıca okuyup

bitirdiğim sürükleyici romanlardan birisiydi…Konunun birazda adli tıbbi anlatması ayrıca hoşuma gitti tabi ki… Henüz yirmi yaşında olan genç rahibenin ölümüyle başlayan olay örgüsü bizi daha sonra hiç tahmin etmediğimiz sonuçlara çıkarıyor.İşte bunu seviyorum:))

YANG

Bir İskender Pala klasiği : Efsane

 

Belki İskender Pala’nın üslubu biraz ağır gelebilir ama kitaplarının harika bir kurgusu var. Geçekten insana ‘Yahu,bunlar gerçek mi?’ dedirtecek cinsten.Hemen hemen her kitabını okudum ve yorum yapmak istiyorum. Tabi ki bir edebiyat eleştirmeni tarzında değil bir okur olarak görüş bildirmek isterim.

Efsane, bize Barbaros Hayreddin Paşa’yı anlatıyor ama aynı zamanda o dönemin tarihi olayları da yer alıyor. E tabi İskender Pala olur da Aşk olmaz mı bu kitapta. Asıl karakterlerimizin arasına serpiştirilmiş olan diğer karakterler ve onların masum aşk hikayeleriyle bu tarih bize daha da çekici geliyor. Bir çok yerde denizcilikle ilgili terimler yer almakta ama yazarımız bunu göz ardı etmemiş ve kitabın sonuna ‘Gemici Dili’ başlığı altında mini bir sözlük yerleştirmiş. Sözlüğümüzün hemen arkasında ise o zamanın devletlerinin yerleşimini ve kitapta geçen yerleri gösteren bir harita yerleştirilmiş. Kitabımızın ilk sayfasında ise Barbaros Hayrettin Paşa ‘nın bir resmi ve yanında Cevat Uçar’ın Barbaros isimli hat sanatı bulunmakta. (Bence bir kitaba yerleştirilen her şey incelenmeye değerdir.)

Gelelim içerik kısmına. İlk başlarda Hızır Reis (daha sonra Barbaros Hayreddin Paşa olacaktır) ve abilerinin hikayesi yer almakta. Hızır Reis’in ismini nereden aldığı ve abisi Oruç Reis ile geçen deniz hikayeleri. Eş zamanlı olarak da Sidi Alkala’nın gelip geçtiği yerler ve hayatının aşkı Billure ile yaşadığı küçük zaman dilimi. Daha sonra yazarımız Hızır Reis ile Sidi Alkala’nın yollarını kesiştirir.Okurlarsa Hızır Reis’in denizlerde hakimiyet kurma  ve Sidi Alkala ‘nın Billure’yi bulma çabalarıyla heyecan yaşarlar. Tabi bir de gizemli heykeller ve kayıp şehzade var. Onlar da artık sır olarak kalsın 🙂 Kısacası bu kitap büyük efsanelerin içinde küçük efsanelerden oluşturulmuş. Efsane dinlemeye meraklı olanlar, aşk ve tarih bulmak isteyenler ve tabi kitap okumayı sevenler; kitap başına. Keyifli okumalar… 😀

*YIN*

 Fotoğraf1215 Fotoğraf1216

Fotoğraf1210

Hehehe  İskender Pala Kulesi 😀

Previous Older Entries

%d bloggers like this: