Hangi Kursu Seçmeliyim? (CLIL-Content and Language Integrated Learning)

İlk önce CLIL nedir bir bakalım.CLIL günümüzde çok popüler olan yabancı dil eğitimi metotlarından biridir. Matematik, Tarih, Coğrafya, Fen bilimleri, Sosyal bilimler, Vatandaşlık gibi farklı derslerin içeriğinin öğretilirken yabancı dilin öğretilmesini de kapsar. Yani özünde yabancı dil öğretimi değil yabancı dili kullanarak öğretme vardır. KAnada ve Amerika’da yoğun olarak kullanılan bu metot gittikçe Avrupa’da da yaygınlaşmıştır. Ben de ileride Türkiye’de uygulanması muhtemel olan bu metotla ilgili hizmet içi eğitim almak istedim ve Ulusal Ajans’ın veritabanından  Exeter- UK da bulunana CLIL kursunu seçtim.Hiç de pişman olmadım. çünkü hizmetiçine başvuran öğretmenler arasında en yayagın kurs Developing Oral Fluency kursu. Ama bu kursu seçtiğinizde göreceksiniz sınıfın yüzde 80’ni Türkler oluşturuyor. Bu bir dezavantaj çünkü oraya dilinizi geliştirmek için gidiyorsunuz ama hep Türklerle konuşup dönüyorsunuz. Eğer akademik olarak bir şeyler elde etmek istiyorsanız CLIL kursunu seçmenizi öneririm. Şimdi size bu kursta edindiğim deneyimlerimden bahsedeceğim.

DSC00011

İlk olarak CLIL nedir ve nasıl uygulanır. Bunun hakkında detaylı bilgi aldık. Metodolojik olarak inceledik. Kurs İspanyol ve Türk ağırlıktaydı ama kurs eğitmenimiz Carol hep farklı milletleri birbiriyle eşleştirdi Aynı zamanda kursa katılan öğretmenlerimiz farklı branşlarda uzmandılar. Mesela beden eğitimi, sosyal bilimler, fen bilimleri alanında öğretmenlerimiz vardı. Bu bizim açımızdan büyük bi avantaj oldu çünkü farklı konuları İngilizceyle nasıl adapte edeceğimizi uygulamalı şekilde gördük. Çok eğlenceli ders örnekleri elde ettik. Bunları sizinle paylaşacağım. Faydalı olacağını umuyorum. İlk haftamız çeşitli ders örneklerini görme ve metodolojik olarak bunları incelemekle geçti. Tabi bunun yanında çeşitli geziler düzenlendi, farklı etkinlikler yapıldı. Onları farklı bir başlık altında yazacağım. İkinci hafta ise biz grup oluşturup kendi ders planımızı hazırlayıp micro-teaching yaptık. Biz dersimizi sunarken Carol da değerlendirme için notlar aldı ve micro-teaching sonunda hepimize tek tek değerlendirmesini yaptı. Aynı zamanda kurs arkadaşlarımız da izledikleri ders örneğini önceden hazırlanmış rubriklerle değerlendirdiler. Sınıf dili olarak bu kursun bana çok katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda yeni bir metodu kullanarak ders hazırlamış olduk. Diğer arkadaşlardan edindiğim bilgilerle kıyaslayınca bu kursu seçmekle iyi bir tercih yaptığımı düşündüm. Belki ülke olarak bu metodu kullanmıyoruz ama ders kitaplarımız bir çok alandan bilgiler içermekte. Mesela 6.sınıf ders kitabımızda Fen Bilimlerinden, Coğrafyadan alınmış konular var. 8. sınıf ders kitabımızda Tarih2ten Sosyal Bilimler’den alınmış konular var. Hepimiz biliyoruz ki ülkemiz yabancı dil eğitimi konusunda çok büyük eksikliklere sahip. Biz öğretmen olarak kendimizi geliştirip az da olsa bu eksiklikleri giderebiliriz. Çocukların kural ezberleme olarak gördükleri bu İngilizce dersini renklendirip onlara bu dili kullandırabiliriz. Umarım paylaşacağım etkinlikler faydalı olur. (Bir çok etkinliği burada paylaşamayacağım. İlgilenen arkadaşlar ayrıca irtibata geçebilirler.)

Ancient Egypt

Birçoğumuzun Mısır’a karşı ilgisi vardır. Biz de bu Tarih konusunu İngilizce dersinde kullandık. İlk olarak Mısır’la ilgili bir video izletebilirsiniz öğrencilerinize dikkatlerini çekmek için. Sonra onlara aşağıda örneklerini verdiğim etkinlikleri uygulayabilirsiniz. Tabiki değişiklikler yapıp kendi öğrencilerinize göre uyarlayabilirsiniz. Sonra bu konutu farklı alanlarda kullanabilirsiniz. Mesela  Mısır figürleri çizdirme olabilir. Ya da kağıttan Mısır piramitleri yaptırma olabilir.

20130905_17263320130905_17264520130905_172653

20130905_17270520130905_172944

Grup oluşturmanın en eğlenceli yolu

Biliyoruz ki yabancı dil eğitiminde önemli olan konulardan bir tanesi de grup çalışması yaptırmak ya da eşli çalışma yaptırmak. Ama eğer küçük gruplarla çalışıyorsanız çocukları kısa sürede organize etmek, grubu oluşturmak zor oluyor. Bunun için güzel bi çalışmamız var. Aşağıya yüklediğim hayvanların çıktısını alıyorsunuz ve işaretli yerlerden kesiyorsunuz. Eğer parçaları plastik kaplatırsanız bu materyali sürekli kullanabilirsiniz. Daha sonra bu parçaları karıştırın ve öğrencilerinize birer tane seçmelerini söyleyin. Herkes kendi elindeki parçaya bakıp eşini bulmaya resmi tamamlamaya çalışacak. Böylece çocuklar hem sınıfta hareket edip etkinlik için sakinleşecekler hem de siz aynı zamanda grupları oluşturmuş olacaksınız. Çocukların derse olan ilgisi de artmış olacak 🙂  Deneyin derim 🙂

20130905_172742

İşte size bir eğlenceli oyun daha….

Gerçekten inanılmaz derecede eğlenceli bir oyun. Renkli kağıtlara çıktı alıp kesebilirsiniz. Soru kağıtlarımız var. Çocuklar zarla ilerleyip soru kartı ya da Can you…? kısmına geldiklerinde kart çekiyorlar. Ya soruyu doğru cevaplamak zorunda ya da kağıtta yazan hareketleri yapmak zorunda (penguen gibi yürümek mesela) Hem siz hem öğrencileriniz bu oyundan çok zevk alacak…

20130905_173122 20130905_173055 20130905_173102 20130905_173111

Story Telling olmazsa olmaz…

Hepimiz Ginger Bread Man hikayesini biliyoruz. Bu hikayeyi kullanarak bir çok konuyu öğretebiliriz. Body parts olabilir, numbers olabilir. Ginger Bread Man çizdirebiliriz ya da pişirip öğrencilerle yiyebiliriz. İlk önce hikayemizi dinleyip karakterleri sıraya koymalarını isteyebiliriz. En çok sevdikleri karakteri seçmelerini isteyebiliriz. O karakteri çizip boyamalarını isteyebiliriz. Grup olarak rap yaptırabiliriz  ve bir çok eğlenceli aktiviteler uygulayabiliriz…

DSC00001 DSC00002 DSC00004 DSC0000620130905_172606

Ve buraya ekleyemediğim bir çok etkinlik… sizin yaratıcılığınızı kullanarak bulabileceğiniz eğlenceli aktiveteler… Yeter ki bir şeyler yapmaya çalışalım..

YIN

 

 

 

 

 

 

 

COMENIUS- HİZMET İÇİ EĞİTİM

7911

Avrupa Birliği Gençlik Programları kapsamında hizmet içi eğitime nasıl gidilir??

Başvuru süreci

Uzun bi aradan sonra tekrar merhaba. Yaz tatiliydi hayat meşgalesiydi derken bi bakmışım aylar geçmiş. Tabi aylar geçerken biz de boş durmadık gezdik tozduk öğrendik. Bu yazımız Avrupa Birliği Başkanlığı’nın öğretmenlere sunduğu yurt dışı hizmet içi eğitim programıyla alakalı bilgiler içerecektir. Bizzat kendi deneyimlerimi sizinle paylaşmak isterim. Bir çok öğretmenimiz bu tür programlardan habersiz bir çoğumuz ise gözünde büyüterek başvuru bile yapmıyor.  Hizmet içi eğitim programı seçilen öğretmenlerin belirlenen ülkelerde en az 2 haftalık en çok 6 aylık eğitim görmelerini sağlayan bir program. Masraflarınız devlet tarafından hibe edilir size ise gezip görmek aynı zamanda öğrenmek düşer. Peki bu programa başvuru yapmak için şartlar nelerdir? http://www.ua.gov.tr/  buradan bakabilirsiniz.

Gerekli şartları sağlıyorsanız eğer Turna sistemine üye oluyorsunuz ve oradan başvuru formunu indiriyorsunuz. İlk başvurunuzda çıkmazsa pes etmeyin tekrar tekrar deneyin. Ama size tavsiyem çok tercih edilmeyen kurslara başvurmanız. Tabi size uygun olan bölümlere. İngilizce öğretmenleri arasında en çok popüler olan ülke tabi ki İngiltere. Avrupa birliği başkanlığının sitesinden size uygun olan kursu seçip başvurunuzu doldurmaya başlayın. Neden bu kursu seçtiniz size ne gibi faydalar sağlayacak bu sorulara mantıklı cevaplar vermeniz gerekiyor. Aynı zamanda seçtiğiniz kurs yetkilileriyle irtibata geçip davet mektubu almanız gerekiyor. Onlar zaten biliyor her şeyi siz mail attığınız zaman yol göstereceklerdir. Başvuru formunu doldurduktan sonra turna sistemine yüklüyorsunuz ve başvurunuzun çıktısını alıyorsunuz. Aldığınız her sayfayı paraflayın ve en son sayfayı imzalayın. Kurumunuzun da onaylaması gerekiyor. Mavi mürekkebe dikkat!!! Kullandığınız kalemler yine mavi renkli olsun. İşlemler tamamlandıktan sonra bütün belgelerinizi ve formunuzu ilgili kuruma postalıyorsunuz. Artık yapacağınız tek şey beklemek. İki ay içerisinde sonuçlanıyor. Size diğer tavsiyem ise seçtiğiniz kursun tarihi sonucun açıklanma tarihine uzak olması. Çünkü çok çok kısa sürede vize ve pasaport işlemlerini halletmeniz gerekecek ki bu da kolay olmayacak. Kursun bir kısmını kaçırma riskiniz var.

Kabul süreci

Sonuçlar açıklandı ve kabul edildiniz. Size mail gelecektir zaten. Eğer pasaportunuz yoksa hemen bulunduğunuz yerdeki emniyet müdürlüğüne pasaport için başvuruda bulunun. size en uygun olan pasaport çeşidi hangisi ise onu alın. Hizmet pasaportu olmak zorunda değil. Bordo pasaport da alabilirsiniz. Ben hemen biletimi de almıştım. Risk almak istemezseniz sözleşmenizin gelmesini bekleyip öyle alabilirsiniz biletinizi. Gece saatlerine almaktan korkmayın biletinizi. İngiltere’de ulaşım o kadar rahat ki gece gündüz fark etmez. ucuz bilet almak için de kasmayın kendinizi. Size verilen hibe tutarında alabilirsiniz. tabi ki diğer harcamalarınızı da göz önünde bulundurarak. Ben Londra Heathrow havaalanına aldım biletimi. Sonra Paddington istasyonundan Exeter’e trenle geçtim. Dönüşüm de yine aynı şekilde oldu. Tren yerine otobüs kullanabilirsiniz. Daha uygun ama daha uzun sürüyor. Sözleşmenizi imzalayıp bir örneğini tekrar kuruma gönderin. Ve mümkün olduğunca kısa sürede vize başvurusunda bulunun. Bu arada kursunuzu bilgilendirmeniz gerekli kabul edildiğinize dair. Sözleşmeniz yapıldıktan sonra 40 gün içinde hibe miktarının yüzde 80 i hesabınıza yatırılacaktır. Yüzde 20 si döndükten sonra. İşlemleri tamamladınız artık bavul yapma zamanı 🙂 Bir şey daha: Kursunuzun bittiği tarihte dönmek zorunda değilsiniz. Bir müddet tatili uzatıp gezebilirsiniz tabi ki kendi kesenizden 😀

YIN

(Bir sonraki yazım : İngiltere Günleri- nerde kalınır, ne yenilir, ne içilir, nereler gezilir)

Çocuklara Yabancı Dil Öğretimi.

       Yeniden merhabalar!Biliyorum, ara yine uzadı biraz ama uzun zamandır yazmayı düşündüğüm  ve bir türlü fırsatını bulamadığım ,benim adıma önemli bir konuyla geri döndüm 🙂 Kardeşim Yin bildiğiniz gibi yetişkinler için İngilizce öğrenmenin on kuralından bahsetmişti.İki buçuk yaşında bir oğlu olan İngilizce öğretmeni olarak 🙂 ben de çocuklara yabancı dil öğretimi hakkında yazmaya karar verdim.İki İngilizce öğretmeninden de ancak bunlar beklenirdi zaten 🙂 .

                      İlk olarak kendi çocuğumdan örnekler vermek istiyorum.Mehmet deniz su an İki buçuk yaşında ve basit İngilizce dediğimiz temel kavramların neredeyse hepsini biliyor.Hayvanlar,renkler,sayılar,”merhaba,nasılsın”,ya da” dur ,zıpla,gel ,git” gibi temel yapıları da.Bunun yanında Türkçe’yi de yaşından beklenmeyecek  kadar düzgün ve kibar kullanıyor.Şimdi, çocuklar dili nasıl ediniyor ona bakalım :).images

                    İster yetişkin olsun,ister daha yeni doğmuş bir bebek.Bir dili, anadil olarak ya da anadil gibi öğrenmenin tek yolu o dile MARUZ KALMAKTIR diyor  S.KRASHEN.Peki maruz kalmak nedir?Şöyleki; biz çocuklarımıza kendi dilimizi öğretirken ,herşey doğal akışında seyrediyor ve çocuk bunu zaman içerisinde ,çevreden duyarak,tekrar ederek pekiştirip,öğreniyor.Çünkü bir bakıma başka şansı da yok ve diğer taraftan yaşamının olağan ,zorlamayan bir parçası bu.Yani ;eğer bir dili anadil gibi öğretmek istiyorsanız ,yapmanız gereken ilk ve belki de en önemli şey; dili çocuğun hayatına yerleştirmek!Ve bolca tekrar.( bu arada su an bütün ders kitaplarım geçiyor kafamdan :).Umarım toparlayabilirim:).)

                     0-3 yaş arası çocuklara  yabancı bir dil öğretirken aklımızda bulunması gerekenler de var tabi ki.Bunlardan en önemlileri ise;eğer ikinci dili de ana dil kadar yoğun şekilde veriyorsanız ( mesela anne devamlı İngilizce, baba ise devamlı anadil kullanarak) iki dilin de ortaya çıkma süreci ,tek dil edinmekten daha uzun bir süre kaplayabilir.Bu sorun olmayan bir durumdur.Normalde iki yaş itibariyle kendi ana dilini konuşabilecek bir çocuk,iki dil öğreniyorsa daha geç konuşabilir.Ama neticede her iki dili de ana dili gibi konuşabilecektir.Yeter ki eşit şekilde dile maruz kalsın!Ama benim gibi düşünenlerden ve daha esnek olanlardansanız,çocuğa dili sevdirmek için tavsiyelerim şunlar (naçizane 🙂 )

    *İlk olarak, doğumundan itibaren yoğun değil ama düzenli bir şekilde dili hayatınıza katın.Mesela;söylediğiniz çok basit kelimelerin İngilizcelerini de söyleyin.İlk bebeklik döneminde duymak,çok ayırdedici bir yoldur onlar için.Zaten ilk aylarda sadece görsel ve işitsel öğrenmeye eğilimli olan bebekler duyarak ve görerek depolamaya başlarlar :).Yaklaşık dokuz ay sonunda artık görme duyuları da çok çok ön plana geçmiştir.İşte tam bu evrede ,tekrarlarınızı görsellere dökebilirsiniz.Ayına uygun,altında İngilizcesi yazan hayvan kitapları Mehmet denizin çok ilgisini çekmişti.hayvanlar images (3)

 

      *İkincisi ,çocuğa bunları dayatmak ,zorlamak yerine doğal akışında duymasını ve öğrenmesini destekleyin.Ve en önemlisi,ona tekrar ettirmekten kaçının.Bırakın o sizi devamlı duysun ve canı istediği zaman tekrar etsin.İşte tam burada ,kendi kendine tekrar ettiğinde ise onu övmeyi ve bir öpücükle ödüllendirmeyi unutmayın.Sözlerimiz değil çünkü çocuklarımızı eğiten ,onlara hissettirdiklerimiz 🙂

      İlk yaşımız bunlara benzer materyallerle ,oyuncaklarla desteklenebilir.Bu aşamada  BABY TV’ nin kısa proğramlarından da faydalanabilirsiniz.İllaki satın almasanız bile olabilir.Çevrenizdeki herşeyi birer eğitim aracı olarak kullanabilirsiniz 🙂 Kendi burnunuzu,kulağınızı dahi,ya da bir kaşık,ya da gazete…..Önemli olan kalıcı hale getirmek için bolca tekrar.Ama kendi kendimize ve karşılık beklemeden 🙂

      *Gelelim iki yaş civarına.İşte en zevkli ve bol gülmeli kısım burası bence 🙂 Artık anadili de iyiden iyiye gelişmiş olan çocuğunuzla oynadığınız her anı yabancı dil eğitimine dönüştürebilirsiniz.Basit komutlar kullanarak diyalog kurabilir,hayvanları taklit yoluyla isimlerini öğretebilirsiniz.Artık materyal seçme sıkıntınız da kalmamıştır çünkü olmayacak şeyler oyuncağınız olabilir 🙂 Bu süreçte olabildiği kadar oyun ve şarkılar yoluyla da tekrar yapmak,bebekliğinden beri duymaya aşina olduğu kelimeleri dillendirmesine yardımcı olabilir.Çünkü çocukların üretmekte en rahat oldukları yerler şarkı söylerken ve farklı karakter altında oyun oynarkendir.Digitürk’te  çok kaliteli çizgi filmler var İngilizce öğretmek adına .Sorular sorarak,cevabını bekleyerek,çocuğu da içine dahil ederek beğenimi ve onayımı almış çizgi filmler ( tabi sizinle birlikte ,konuşarak ,gülüşerek izlemesini öneriyorum.Daha etkileyici ve öğretici oluyor bence.)Ve şarkılar!!Belki de çocukları en çok eğlendiren aktivitenin İngilizce olması, onları  dili sevmeye ve daha çok kullanmaya yönlendirecektir.Mehmet denizde işe yarayan şeylerin başındadır neredeyse 🙂 Bazılarını eklemek istiyorum 🙂

http://youtu.be/t99ULJjCsaM

http://youtu.be/nUeS6gabSkE

http://youtu.be/JfwqSXmJ-mE

  Tabi ki hepsini ekleyemem bu yüzden diğerlerini yazıyorum.skeleton dance,old mc donald,finger family,twinkle twinkle little star.Daha pek çok şarkıyı bulabilir ve kullanabilirsiniz.

        Bunların dışında, içeriğinde oyun olan her türlü aktivite  çocuğunuzu öğrenmeye teşvik eder.Telefonlara ya da tabletinize indireceğiniz pek çok oyun olabilir.Büyük kitap marketlerden bulabileceğiniz hafıza kartları olabilir.Hatta bizim Mehmet denizle en eğlendiğimiz şeylerden bir tanesi de ,yabancı müzik kanallarını açıp ,ana -oğul koltukta zıplayarak şarkıya eşlik etmek 🙂 .Sonrasında mutfaktayken bana seslenme tarzı :  “”Heyyy ! şekşiii leydiiii” 🙂

    Dedim ya en eğlenceli zaman diye.Bu zamanların kıymetini bilin bence.Gerek eğitim yönünden gerekse eğlence yönünden.İkisini birleştirebilirseniz oh ne ala!!!Ama herşeyde olduğu gibi kilit kelime ;SEVGİ…..SEVDİRİN…

                                                      Umarım işinize yarar :))                                                                        YANG    🙂

      

 

İKİ YAŞINDAKİ ÇOCUĞUNUZ BÜYÜRKEN…

indir (1)

Eveet!memlekete gitmekti,hastalıktı derken uzun bir ara verdik sanki ama işte yine burdayım.Bu arada boş durmadık tabiki.yeni kitaplar okuduk bol bol.Hepsinden ayrı ayrı bahsedeceğim ama bu seferki kitabımız başlıktan da anladığınız üzere “iki yaşındaki çocuğunuz büyürken.”Orjinal adı “as they grow your two-year- old” olan kitabımız ünlü Amerikan aile dergisi olan “Parents”ın editörleri ve Diane O’ Connell tarafından hazırlanmış.Diyeceksiniz ki nereden çıktı şimdi bu kitap!!İki buçuk yaşındaki oğluşum Mehmet Deniz, birgün parktaki arkadaşlarıyla oyuncak kavgasına tutuşana kadar aslında yoktu aklımda böyle bir kitap.Ama o gün eve döndükten sonra oturup düşündüm ve araştırmaya karar verdim.Neticede karakteri oluşmaya çoktan başlamış olan oğlum söz konusuydu ve elimden geldiğince onun gelişimini desteklemek için çırpınıyordum.İnternette geçirdiğim uzun saatler sonunda bu kitabı almaya karar verdim ve şu an bana ve oğluma neler kattığını düşünerek çok mutlu oluyorum:)Gelelim kitabımıza…

    Kitap 10 ana başlık üzerine kurulu.

1.Bölüm:GİTMEME İZİN VER (BENİ SIMSIKI TUT)

İki yaşındaki çocuğunuzun özgürlük sorgulaması.

2.Bölüm:BENİ DİNLE!

İki yaşındaki çocuğunuzun iletişim yetenekleri.

3.Bölüm:ÖĞRENMEMİ İZLE!

İki yaşındaki çocuğunuzun zihin gelişimi.

4.Bölüm:PEK ÇOK RUH HALİM!

İki yaşındaki çocuğunuzun duygusal gelişimi.

5.Bölüm:DÜNYAYI NASIL GÖRÜYORUM!

İki yaşındaki çocuğunuzun kişiliği.

6.Bölüm:NEDEN BU ŞEKİLDE DAVRANIYORUM!

İki yaşındaki çocuğunuzun davranışları.

7.Bölüm:KORKULARIM VE KABUSLARIM! (bize en faydalı olan bölümlerden biriydi bence)

İki yaşındaki çocuğunuzu ne korkutur.

8.Bölüm:İNSANLARLA NASIL İLİŞKİ KURUYORUM!

İki yaşındaki çocuğunuz başkalarıyla nasıl iletişim kurar.

9.Bölüm:BEDENİM ,KENDİM.

İki yaşındaki çocuğunuzun bedenini ve cinsini farketmesi.

10.Bölüm:LAZIMLIK ZAMANI!

İki yaşındaki çocuğunuz ve tuvalet eğitimi.

    Her bölümde ana temalarla ilgili önemli noktalar var.

*Gelişimin aşamaları ( ne bekleyebilirsiniz?)

*Çatışma (Bu sırada oluşabilecek sorunlar neler?)

*Siz ve çocuğunuz (Gelişimin bu aşaması bir ebeveyn olarak sizi nasıl etkiliyor?)

*Çocuğunuzun gelişimine yardımcı olmak (Gelişimine katkı sağlayan stratejiler,oyunlar,faaliyetler nelerdir?)

   Ayrıca bilgilendirici köşeler de var.

*Ben olmak nasıl bir şey(çocuğunuzun bakış açısından sergilenen genel senaryolar.)

*Söyleyin/söylemeyin (belirli durumlardaki uygun ve uygun olmayan karşılıklar.) (yine en beğendiklerimden:))

*Önce güvenlik (Çocuğa uygun alanlar ve ebeveyn panikleri.)

*Bir sorun mu var? (Olası gelişim aksaklıklarının işaretleri.)

    İşte böyle dolu dolu,ne ararsanız,kafanızda hangi sorular varsa hepsinin cevabını alabileceğiniz bir kitap bence.Anne olarak rahatlamama çok katkısı oldu.Artık çoğu davranışına nasıl tepki vereceğimi ya da nasıl söze dökeceğimi düşünmüyorum kara kara 🙂 Tüm kaygılı annelere duyurulur 🙂

Ayrıca, kitabın diğer yaş grupları için olanları da var.Onları da en kısa zamanda okuyup paylaşacağım.Ama okumuş olan anneler varsa şimdiden yorumları alabiliriz de 🙂 

                                                                                                                                                      YANG 🙂

Teşvik edici hediyeler…

Fotoğraf0021

Fotoğraf0020

Fotoğraf0019

Fotoğraf0018

 

Tam da dil öğrenmenin zorluklarından bahseden bir yazı yazmıştım ki aklıma yaptığım bir etkinliği paylaşmak geldi. En azından derse ilgisi olan öğrencileri kaybetmemek için teşvik edici şeyler yapmak gerekiyor. Ben de etkinliklere ağırlıklı olarak katılan öğrencilere böyle bir belge hazırladım. Tabi bunu yıl sonunda bütün öğrencilere de vereceğim. Ama dönem arasında teşvik edici olması için sadece ilerleme kaydeden ve göze çarpan öğrencilere vermeyi uygun buldum. Etkinliklere katıldığı için verilen başarı belgesini renkli kağıtlara çıktı aldım ve kurdele ile tutturdum. Sanki mezuniyet belgesi gibi. Yanlarına da küçük hikaye kitapları iliştirdim.(Hatay şartlarında bulunabilen en güzel hediyeler) Sizler de çocuklarınız için deneyebilirsiniz.:D

YIN

Yabancı Dil öğrenmenin 10 temel kuralı…

Gezindiğiniz sitelerin reklamlarına hiç dikkat ettiniz mi? Algıda seçicilikten olsa gerek benim dikkat ettiğim reklamların çoğu yabancı dil öğrenmeyle ilgili. Hepimizin yabancı dil öğrenmeye karşı bir ön yargısı vardır. Şimdi öğrencilerime bakıyorum zaten yapamam, anlamıyorum gibi bahanelerle kendilerini gittikçe uzaklaştırmaktalar yabancı dilden. Bizse günümüzde yabancı dil öğrenmenin sağlayacağı faydalar ve avantajlardan bahsedip duruyoruz. Ama birçoğumuz aslında yabancı bir dili konuşmanın verdiği zevki tatmak yerine bu avantajlara odaklanıp yabancı dil öğrenmeyi eziyet haline getiriyor. Burada aslında yabancı dil öğretimine de bakmak gerekiyor ama onu başka bir başlık altında ele alacağım. Hayatta her işin zorluğu vardır ve yabancı bir dili öğrenmenin de zorlukları var ama aşılamayacak büyüklükte değiller. İlk olarak şunu düşünmeniz gerekiyor : Ben şu an bir dil konuşabiliyorsam ikinci dili neden konuşamayayım? Tabi ki karşılaştığımız sorunlar olacak. Bu sorunları şöyle sıralayabiliriz :

-İlk olarak motivasyon eksikliği ve öğrenilen dilin günlük yaşamda pratik yapılamaması

-Yabancı dil öğrenmedeki amacımızın tam olarak net olmaması

-Tabiki okullarda verilen eğitimin iletişim odaklı değil gramer odaklı olması

Ama siz bu ön yargıları aşıp ben bir dili öğrenmek istiyorum diyorsanız ve o kararlılığı görüyorsanız kendinizde işe size yabancı dili öğrenmeyi kolaylaştıracak pratik çözümler. 

1)KESİN KARARLI OLUN VE AMAÇLARINIZI BELİRLEYİN: Bir çoğumuz dil öğrenmeye başlıyoruz ve yarıda bırakıyoruz. Zorlandığımız konulara geldiğimizde terk ediyoruz. İlk önce bu dili öğrenmek için kararlı olmalıyız ve amaçlarımızı belirlemeliyiz. Ne için dil öğrenmek istiyorum? Yabancı bir ülkeye yerleşmek için, akademik kariyer için, sadece internetten bilgi alabilmek için vs. bu liste uzatılabilir. Belirlediğiniz bu amaç sizi aynı zamanda ona uygun programa yönlendirecektir. Eğer günlük kullanmak içinse konuşma ve pratik amaçlı bir program olmalı. Ama sadece akademik kariyer için istiyorsanız konular ve yöntemler de ona göre değişecektir.

2) PROGRAMLI OLUN : Hepimizin işleri ve çeşitli meslekleri var. Kimimiz ev hanımı, memur, çalışan, boş gezen artık her ne iseniz 😀 İlk olarak size uyan bir program yapın ve ulaşmak istediğiniz amaç için süre belirleyin. 3 ayda basit metinleri okuyabilme gibi. Ya da konu konu da olabilir tabi ki bu da yine sizin dil öğrenme amacınıza dayanıyor.

3) PROGRAMINIZA UYUN: Bu da sanki rehberlik dersi gibi oldu 😀 Kendinizi kandırmayın ve yaptığınız programa uymaya çalışın. Eğer o gün programınızda bir aksaklık olmuşsa onu telafi etmek için programa eklemeler yapmalısınız.

4) DÜZENLİ ÖĞRENMEYİN: Evet bu size komik gelebilir 😀 Bir çoğumuz daha o konuya çalışmadım ya da şimdi ben bunu anlayamam deyip bırakıyoruz. Ama ana dilinizi nasıl öğrendiniz acaba? Çevrenizdeki çocuklara bakın. Bir çok karmaşık cümlelere maruz kalıyorlar ve biz bunu daha öğrenmedik diyorlar mı 😀 Siz de kendinizi bu karmaşık verilere maruz bırakın. Bir müzik dinleyin ya da altyazılı film izleyin. Kelimelerin anlamlarını  tahmin etmeye çalışın. Bu size ezber yapmaktan daha fazla şey katacaktır. Dili bir ordan bir burdan öğrenin. Çok çabuk yol katettiğinizi görünce siz de şaşıracaksınız.

5) SESLİ TEKRAR YAPIN: Biliçaltımız sesi çok sever. Ne kadar sesli tekrar yaparsınız o kadar diliniz yatkın olur. Bir müddet sonra siz istemeseniz de yabanci dil cümleler söylediğinizi farkedeceksiniz. Tıpkı şarkı söylemek gibi 😀

6) ARKADAŞ EDİNİN: Kesinlikle sizin dilinizi konuşmayan biriyle yabancı dilde iletişim kurmak kadar sizi teşvik edici bir şey yoktur. Kendinize yabancı arkadaşlar edinmeye çalışın ve öğrendiğiniz kelimeleri kullanmayı deneyin. İletişim kurmanın sadece gramere dayanmadığını göreceksiniz.Yanlış yapmaktan korkmayın ve cesaretli olun.

7) SIK SIK OKUYUN YA DA DİNLEYİN: Ne kadar o dilden girdi alırsanız o kadar çıktı verirsiniz. İyi yazabilmak için iyi bir okuyucu olmak gerekir. İyi bir konuşmacı olmak için iyi bir dinleyici olmak gerekir. Sürekli yabancı dilde müzikler dinleyin ve filmler izleyin. Yabancı kitaplar ve metinler okuyun.

8) KENDİNİZİ SINAYIN: Eksiklikleriniz görmenin en iyi yolu öğrendiklerinizi sınamaktır. Programınıza uygun bir değerlendirme hazırlayın ve ne kadar yol aldığınızı görmeye çalışın. Geride bıraktığınız eksikliklere geri dönün ve tamamlamaya çalışın.Bunun için öğrenme günlüğü tutabilirsiniz. Programınıza uygun olarak hazırladığınız öğrendiğiniz ve eksik kalan konulardan oluşan bir günlük hazırlayabilirsiniz. Ne öğrendiğinizi somut olarak görmenizi sağlar.

9)EZBER YAPMAYIN CÜMLE İÇİNDE KULLANIN: İlkokulda Türkçe derslerimizde ödevimizin ne olduğunu hatırlayabiliyor musunuz? Metinde geçen kelimelerin anlamını bulup birer cümle içerisinde kullanın. Hiç bir Türkçe öğretmeninin şu kelimeyi ve anlamını ezberleyip gelin dediğini görmedim 😀 Siz de yeni karşılaştığınız kelimelerin anlamını ilk olarak metinden tahmin etmeye çalışın. Daha sonra anlamını sözlük kullanarak ya da diğer yöntemler kullanarak bulun ve kendi cümlelerinizi oluşturmaya çalışın. Böylece öğrendiğiniz diğer konuları da tekrar etmiş olacaksınız.Bir diğer etkili yöntem ise zihin haritaları oluşturmaktır. Yeni kelimeleri oluşturduğunuz zihin haritalarının içine yerleştirmeye çalışın. Böylece hatırlamanız kolaylaşacaktır.

10) ETKİLİ SÖZLÜK KULLANIMI: Yeni öğrendiğimiz kelimeleri iki dilli sözlüklerden öğrenmek yerine tek dilli sözlüklerden öğrenmeye çalışın. Yani bahsedilen kelimeyi öğrendiğiniz dille açıklayan sözlükler kullanın. Böylece öğrendiğiniz dille daha haşır neşir olacaksınız. Aynı zamanda kelime öğrenirken dillin yapılarını da göreceksiniz.

Sonuç olarak beyninizde sizi engelleyen ön yargıları aştıktan sonra ve bu temel adımları işledikten sonra önünüze farklı bakış açılarından bir dünya serilecektir. Hele ki öğrendiğiniz dili kullanmanın zevkini tattığınız da her şey size daha kolay gelecektir. Bir başka dide buluşmak dileğiyle… 😀 

*YIN*

%d bloggers like this: