Yolların Başlangıcı

‘Kökler torağa gömülür, çamurun içinde kıvrılıp bükülür, karanlıklarda dal budak salar; daha doğumundan başlayarak ağacı tutsak eder ve gözünü korkutarak besler: Özgür kalırsan ölürsün.’  diye başlıyor kitabına Amin Maalouf. Onu ilk Semerkand kitabıyla tanıdım. Daha sonra Doğunun Limanları, Afrikalı Leo ve Tanios Kayası. En son olarak 2004 de yayımladığı YOLLARIN BAŞLANGICI ile karşılaştım.

Kitabımızın orijinal adı ORIGINES ve Lübnan asıllı Fransız yazarımız kendi köklerinden bahsediyor bu kitapta. Göçenler, kalanlar, ayrılıklar, özlemler, gerçek insanlar, aile içi çatışmalar… Yazar bir bavulla başlıyor işe. İlk başlarda çok deailgili değil ailesinin geçmişiyle  ama eline geçen bir kaç mektupla artıyor ilgisi. Daha sonra annesinden aldığı bir bavul mektup, resim ve çeşitli belgelerle kendi geçmişini arıyor bilinmezliklerde.  Bunun yanında o zamandaki savaşlar, din mezhep kavgaları ve çeşitli ülkelerin siyasi durumlarına da ışık tutuyor. Biz de kendimizden bir pay alıyoruz burdan. Çünkü yazar Osmanlı Devletinin son dönemlerini tahlil ediyor yer yer. Aynı zamanda Atatürk ile görüş bildiriyor. Orta Doğunun içinde bulunduğu şu anki kaosun nedenlerini arıyor kendince… Genel olarak kitabımız yazarın aile geçmişinin yanı sıra bir çok sosyal ve siyasi olayları da ele almakta. İşin en güzel yanı da bu zaten. Bir yandan tarih bir yandan gerçek yaşamları okuyorsunuz. Tarihi olayların insanların yaşamları üzerinde ne gibi izler bıraktığını görüyorsunuz.

Daha detaylı bakacak olursak kitaba yazar daha çok büyük dedesi Butros ve dedesinin kardeşi Cebrail(Gebriel)’ den bahsetmekte. İki kardeş birbirlerinin zıttı olsalar da çok iyi anlaşıyorlar. Butros kendini eğitime adamış  ve ülkesini terketmekten korkan bir eğitimci. Cebrail  ise daha cesur ve göçmen. Cebrail erkenden Küba’ya göç eder ve orada kendine hayal dahi edemeyeceği bir hayat kurar. Butros ise aydınlık için kendi özgür görüşlerini içeren bir okul açar. Amin Maalouf ise onları bıraktıkları izlerden ilerlerken bir çok tahlillerde bulunuyor.Bir yanda doğu kültürü diğer yanda batı. Çeşitli din ve mezhepler ,bunun yanında özgür düşünceler..İki kardeşin arasında geçen konuşmalardan sıkça söz edilmiş ve bir çok mektuplara yer verilmiş. Ve kitabın bir bölümünde Amin büyük amcasının izlerinin peşine düşüyor ve Küba’ya gidiyor. Onun evini ve bıraktıkları izleri daha yakından görebilmek için. Kimi zaman eski yapıları araştırıyor kimi zaman kütüphanelerde eski gazeteleri araştırıyor kimi zamansa eski mezarlıklarda duygusal anlar yaşıyor. Kendi ailesinden çok bahsetmeden kitabı sonlandırıyor. Olay örgüsü çok geniş ve ilk olarak karmaşık gelebilir ama ilerledikçe zevk alacağınızı düşünüyorum. Şimdi ise size kitaptan alıntılar sunacağım.

-Uzakta olduğunuzda ayrılığı lanetleyebilir ve buluşmanın yeterli olacağı düşüncesiyle yaşayabilirsiniz. Ama oraya bir gittiniz mi, gözleriniz açılır; uzaklık aşkı korumuştur ve uzaklığı ortadan kaldırdığınızda, aşkı da ortadan kaldırma tehlikesiyle karşı karşıya kalırsınız.

-Çevremizdeki yaşlı insanların varlığı bizim için bir hazine, oysa biz bu hazineyi yaltaklanmalarla ve saçma sapan sözlerle ziyan ediyor, sonra da hiç doyurulmayacak bir açlıkla baş başa kalıyoruz; kendi arkamızda da kısa bir an için beliren, sonra toz toprak arasında kaybolan yollar bırakıyoruz.

-Kendi başlangıçlarımızı öğrenmemizin gereği yok. Torunlarımızın da bizim kendi yaşamımızı bilmelerine gerek yok. Bu dünyada herkes kendine ayrılmış zamanı tüketiyor, sonra da gidip mezarında uyuyor. Onlar için bir şey ifade etmeyeceğimize göre, bizden sonra gelenler için kafa patlatmamızın ne gereği var? İyi ama her şey unutulmaya yazgılıysa, neden bir şeyler kurmaya çabalıyoruz ve atalarımız neden bir şeyler kurdu? Neden yazıyoruz ve atalarımız neden yazdı? Evet, durum böyleyse neden ağaç dikelim ve neden çoluk çocuğa karışalım? Bir dava için savaşmak neye yarar, ilerlemeden, gelişmeden, insanlıktan, gelecekten söz etmek neye yarar? İçinde yaşanan ana gereğinden çok ayrıcalık tanımakla, bir ölüler okyanusunun bizi kuşatmasına göz yummuş oluruz. Bunun tersine, geçip gitmiş zamanı yeniden canlandırırsak, yaşam alanımızı genişletmiş oluruz.

YIN

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: