Pi’nin Yaşamı

Pİ’NİN YAŞAMI

Fragmanın en üstünde yazan ‘Believe the unbelievable’ yazısı bana bir filmin fragmanının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hissettirdi. Arkadaşımla vizonda hangi filmler olduğunu bilmeden

gittiğimiz sinemada bu filme gitmeye böyle karar verdik çünkü. İyi ki de gitmişiz diyorum. Pi’nin yaşamı Yann Martel’in kitabından uyarlanarak Taylandlı yönetmen  Ang Lee tarafından çekildi ve bu muhteşem film 4 Oscar’ı haketti bence.Masalsı anlatımıyla özellikle çocuklarınızla gidip heyecanla izleyeceğiniz  bir film.

Filmimiz Hintli Pi’nin doğumundan başlayıp  gemi kazası sonrasında yaşadıklarına odaklanarak devam ediyor. Kanadalı yazara anlattığı hayat hikayesi aslında Pi’nin içsel savaşını da gözler önüne seriyor.Tanrıyı ve inancı sorguluyor nefis terbiyesi yapıyor.  Bunun yanında bir çok kültürden ve dinden de esintiler var.

Kahramanımız Pi hem geleneksel Hint inancına hem Hristiyanlığa hem de Müslümanlığa ilgi duyuyor. Ta ki bir gemi kazasında ailesini ve her şeyini kaybedene kadar. Asıl hikayemiz burada başlıyor. Küçük bir sandalda vahşi Bengal kaplanı Richard Parkerla hayata tutunmaya çalışan Pi’yi izlemeye başlıyoruz. Aslında filmde,  eğitilemez ama ehlileştirilebilir diye tanımlanan Bengal kaplanı nefsimizi simgeliyor. İnsan var olmak için nefsine ihtiyaç duyar. Tıpkı Pi’nin hayata tutunmak için kaplanı beslemeyi amaç edinmesi gibi. Ama aynı zamanda huzura kavuşmak için içimizdeki bu kaplanı ehlileştirmek gerekiyor. Pi nefsiyle başbaşa kaldığında sorguluyor Tanrı inancını ve bu kaplanı ehlileştirdiğinde, tam bir teslimiyet gösterdiğinde ulaşıyor o nimetlere: Göz kamaştıran adaya… Gündüz tatlı suları besleyici bitkileri olan ama  gece asidik sularıyla üzerindeki canlıları yutan bu ada ise dünyayı ve onun aldatıcı nimetlerini simgeliyor. Pi ise ancak bu adadan gitmeye karar verdiğinde gerçek yaşamı bulabiliyor. Ve Bengal kaplanının onu ardına bakmadan terkedişi onun aslında varolan nefsinden kurtulduğunu ve asıl huzura orada kavuştuğunu gösteriyor. Dünyevi hırslarından ve nefsinden kurtuluyor. Böylesine metaformik anlamlarla bezenmiş olan filmimiz görsel efektleriyle de gözümüzü kamaştırıyor. İlk olarak bir hayvanat bahçesinin egzotik hayvanlarıyla ve içimize huzur veren müzikle başlıyoruz filme ve gittikçe Hint kültüründen örnekler görüyoruz.Renkli kıyafetler, mumlu ayinler ve hint dansından kesitler.. Ve gemi kazasından sonra kameramız muhteşem doğaya dönüyor. Masmavi deniz, renk renk olan gökyüzü ve kaplanımız… En güzel sahnelerden bir tanesi ise etkileyici balinanın fosforlu denizden ihtişamla çıkışı.. 

Biz ise filmden çıktığımızda yorum üzerine yorum yaparak bu fikirlere ulaştık. Peki siz ne düşündünüz?

*YIN*

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: