Bozkırdan gelen esinti : Gün Olur Asra Bedel

Hepimiz ünlü Yeşilçam filmi Al Yazmalım’ı biliriz.Özellikle de Cahit Berkay’ın bestelediği müziğini. Peki senaryo hikayesinin kime ait olduğunu biliyor muyuz? Bilmiyorsak o zaman bir göz atalım : Cengiz Aytmatov.

Kırgız yazarımızın bir çok kitabı çeşitli dillere çevrildi ve bir çok hikayesi sinemaya uyarlandı. Milletinin tarih boyunca kazandığı sosyal, milli, ahlaki ve kültürel zenginliğini bütün eserlerine yansıtıyor.Milletinin yaşadığı acılar karakterlerinin acısı oluveriyor. Milletinin değerleri kendinin savunduğu değerler olarak karşımıza çıkıyor. Metaforlarla dolu kitapları bir o kadar sade dile sahip. Şimdi okumuş olduğum bir kaç eseri hakkında görüş bildirmek istiyorum.

1) Gün olur asra bedel: Bu kitapta yazarımız kitap içinde kitap hikaye içinde hikaye anlatıyor. Bir yandan romanın baş kahramanı Yedigey’in  adetlerine göre düzenlemeye çalıştığı cenaze törenini anlatan bir gün var diğer yanda ise  Yedigey’in geçmişini sorguladığı bir asır. Tabi bunun yanında kitapda küçük küçük söylemler, Kırgız-Kazak efsanesi ve bilim kurgu olaylarına da rastlayacaksınız. Aynı zamanda ise Sovyetler Birliği’nin uyguladığı siyaset ve politikalar da eleştirilir. 

2)Cemile : Louis Aragon’un Dünya’nın en güzel aşk hikayesi dediği Cemile ile Danyar arasındaki aşk. Bu aşk bize küçük bir çocuk olan Seyit’in gözünden aktarılıyor.İlk başta birbirlerine karşı tavırları serttir. Cemile savaşta olan kocasının sorumluluklarını üstlenmiş sert mizaçlı kız, Danyar annesini babasını kaybetmiş savaşta sakat kalmış içine kapanık genç erkek. Cemile’nin yaptığı toplum kurallarına aykırıdır ama Seyit’in gözünde ondan iyi insan yoktur. Yazarımız burda yorumu okuyucuya bırakmaktadır. 

3) Beyaz Gemi: Bu kitaptaki anlatıcımız bir çocuk ve bu çocuğun ismini hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz. Annesinden ve babasından uzakta dedesiyle yaşayan çocuk, masallara adamış kendini. Dedesinin anlattığı maral efsanelerine. İyiliklerle kötülüklerin bir arada bulunduğu bu dünyada masalların olduğunu farketmesi bu çocuğu derin yaralar..

P.S: Cengiz Aytmatov ve eserleri hakkında detaylı bilgi istiyorsanız Türk Edebiyatı Dergisi 418. Sayısı sizin için ideal çalışmaları barındırıyor. 🙂

Advertisements

Diamonds

Daha önce Madilyn Bailey’den bir cover paylaşmıştık. Şimdiki cover’ımız Rihanna’nın Diamonds şarkısı. Rihanna’nın şarkılarını ve sesini çok güzel bulutorum. Bu cover ise orjinalinden daha yumuşak ve hoş olmuş.Keyifli dinlemeler :DD

YANG

You start dying slowly…

You start dying slowly
if you do not travel,
if you do not read,
If you do not listen to the sounds of life,
If you do not appreciate yourself.

You start dying slowly
When you kill your self-esteem;
When you do not let others help you.

You start dying slowly
If you become a slave of your habits,
Walking everyday on the same paths…
If you do not change your routine,
If you do not wear different colours
Or you do not speak to those you don’t know.

You start dying slowly
If you avoid to feel passion
And their turbulent emotions;
Those which make your eyes glisten
And your heart beat fast.

You start dying slowly
If you do not change your life when you are not satisfied with your job, or with your love,
If you do not risk what is safe for the uncertain,
If you do not go after a dream,
If you do not allow yourself,
At least once in your lifetime,
To run away from sensible advice…

Pablo Neruda

Bitanecik dostuma…

dost

 

“Dostum” diyorum çünkü tanışmamızın üzerinden tam on yıl geçti ve bu on yılda olanları,yaşadıklarımızı tam bir özet geçiyor sanki yukarıdaki…Bazen o üstlendi bu görevleri bazen ben …Ama kimin olduğunun  ne önemi var ki…Bizi on yıla taşıyan ve on yıllara taşıyacak olan şey,beklentisiz olmamız…Karşılıksız olmamız….doğal olmamız…Dost olmamız…..Ve bu gün dostumun doğum günüüüüüüü!!!!!!!!!!!!şimdi düşünüyorum da;

İYİ Kİ DOĞDUN AYŞEGÜÜÜÜÜL! ….:)

YANG:)

Ateş Kalesi!

IMG_0957

Eveeet!Bu haftasonu kahvaltı mekanımız Anadolu tarafında bulunan Çekmeköy Çavuşbaşı yolu üzerindeki ATEŞ KALESİydi.ilk karemiz yazlık havuz başı olarak kullanılan ama şuan sezon nedeniyle kapalı olan alandan….

IMG_0956

Burası ise az önceki havuz başından yukarıya yani kaleye doğru çıkarken:)IMG_0955 IMG_0954

Kale önüne dizilmiş bahçeyi ve havuzu gören açık alanımızdan bir kesit burası da….IMG_0953 IMG_0952 IMG_0951

Kahvaltı mekanı olarak benim çok beğendiğim ama aslında mangalda da iyiy olduğunu öğrendiğim ATEŞ KALESİnin et mutfağı burası da..Zengin çeşidiyle zaten göz dolduran tesiste sezonla birlikte alabalık üretimine de geçilecekmiş….IMG_0950 IMG_0949

Aşağıda gördüğünüz resim ise kapalı tarafta üst kata çıkarken çekildi…Genel olarak kale görüntüsü verilmeye çalışıldığı için taş kullanılan mekanda,öyle güzel yerlere öyle güzel tablolar kondurmuşlar ki zıtlık,bütün oluşturmuş sanki…Tertemiz lavabolarında bile iç açıcı en az beş tablo vardı.Görsel olarak çok hoş….

IMG_0948

Veee burası da üst kattan bahçeye bakan bölümlerden…IMG_0947 IMG_0946

Yazlık olarak geniş bir alana sahip olan mekan kışlık kapalı alanda da oldukça geniş.Dışarıdan bakıldığında kubbe gibi duran yapıların içine denk gelen yerler ise bu şekilde yuvarlanmış…IMG_0945 IMG_0944 IMG_0943

Kalenin girişinde bulunan fener….IMG_0942 IMG_0941 IMG_0940 IMG_0939

Açık büfe kahvaltısından kareler …Önce resimleri inceleyin iyice fiyat,kalite gibi konulardan bahsedeceğim sonunda….IMG_0938 IMG_0937 IMG_0936 IMG_0935 IMG_0934 IMG_0933 IMG_0932 IMG_0931 IMG_0930 IMG_0929 IMG_0926 IMG_0925 IMG_0924Eveeet!duyar gibi oldum sorularınızı.Buyüzden hemen bilgi kısmına geçiyorum.İlk olarak genelimizin aklına gelen sorudur fiyat.Malum istanbul gibi yerde belli olmuyor fiyat aralığı…ATEŞ KALESİ bu anlamda gayet uygun fiyatlara sahip.Kişi başı yirmi lira açık büfe kahvaltısı,onbeş lira da serpme kahvaltısı.Biz açık büfeyi tercih ettik ve çok memnun kaldık…Bildiğimiz bol çeşit peynir,zeytin,reçel gibi kahvaltılıkların yanısıra ,sucuklu yumurta,börek ve kızartma çeşitleri yada menemen gibi sıcakların da dahil olması çok iyiydi….Daha zengin kılıyordu kahvaltınızı…Hizmeti ve temizliğiyle de beğenimi aldı…Malum Mehmet deniz gibi bir sınama memurumuz  var 🙂 Ama her türlü isteğimizi ve yardımımızı karşıladılar.Öyleki oğluşum çalışan bayan arkadaşlardan biriyle top bile oynadı:)

Kısacası ailenizle ,çocuklarınızla hem temiz bir hava alalım hem de makul fiyatlarda kahvaltı yapalım derseniz ATEŞ KALESİ ideal bir mekan….Önerilerimiz arasına koyduk:)

Gelecek haftasonu bakalım hangi kahvaltı mekanında olacağız….

Takipte olun……                                                                                                         YANG:)

 

Set fire to the rain..

Adele’yi bilmeyenimiz yok. En çok da Someone like you şarkısı ile. Radyolarda orda burda çok dinledik. Ama benim daha çok sevdiğim bir parçası daha var : Set Fire To the Rain.. Ama biliyorsunuz ki genelde sevdiğim şarkıların cover’larını dinlemeyi tercih ediyorum.Daha çok hoşuma gidiyor 😀  Şimdi ki cover ise BOYCE AVENUE’ den.Bahsi geçen grup bir rock grubu ama akustik cover yapıyorlar ve inanılmaz da tutuyorlar. Eminim siz de dinledikten sonra bana hak vereceksiniz. Solistimizin yumuşak sesi şarkının ruhunu çok güzel yansıtıyor.Keyifli dinlemeler…

YIN

Sessizliği bozma senfonisi….

imagesİlk yazım senin için abla🙂

Küçükken okumaktan bıkmadığım bir kitapta geçen cümleyi hatırladım geçen gün.

“Sessizlik kaygılandırıyorsa,bozulmalıdır.”

Algıda seçicilik var ya hemen dikkatimi çekmiş o zamanlar.

Çünkü ben küçük bir kız çocuğuyken genelde dinlemeyi ve sessizliği severdim.

Ablamın şen şakrak gülüşlerinin bozduğu sessizlikler vardı evimizde.

Şİmdi size soruyorum.dönüp bakın bakalım bir hayatınıza,

ne kadar sessizlikler biriktirmişsiniz içinizde.

Günümüzde daha çok metropol bir hayata sahip insanlar bir sessizlik arayışındalar.

Aslında o bir sessizlik arayışı değil,sessizliği bozma arayışı gibi…

yada kendi iç sesimizin getirdiği sakinlik arayışı mesela…

Çünkü sessizlik ürkütücüdür,ölümü hatırlatır.

Ölümse yalnızlığı ve kaybetmeyi…

Diyorum ki tamamen sessizliğe bürünmeden,

çocuklarımızın sessizliği hissetmeye bile fırsat vermedikleri uğraşlarından şikayet etmeyelim….

Onca taşıt sesinin içinde kaybolup gitmiş sessiz insanlar olmayalım.

birilerinin sessizliğimizi bozmasına izin verelim.

E hadi abla boz artık şu sessizliği:)

  P.S : sessizliğinizi alıp götüren insanların hayatınızda olması dileğiyle….                                

                                                                                                                                                              YIN

 

Teşvik edici hediyeler…

Fotoğraf0021

Fotoğraf0020

Fotoğraf0019

Fotoğraf0018

 

Tam da dil öğrenmenin zorluklarından bahseden bir yazı yazmıştım ki aklıma yaptığım bir etkinliği paylaşmak geldi. En azından derse ilgisi olan öğrencileri kaybetmemek için teşvik edici şeyler yapmak gerekiyor. Ben de etkinliklere ağırlıklı olarak katılan öğrencilere böyle bir belge hazırladım. Tabi bunu yıl sonunda bütün öğrencilere de vereceğim. Ama dönem arasında teşvik edici olması için sadece ilerleme kaydeden ve göze çarpan öğrencilere vermeyi uygun buldum. Etkinliklere katıldığı için verilen başarı belgesini renkli kağıtlara çıktı aldım ve kurdele ile tutturdum. Sanki mezuniyet belgesi gibi. Yanlarına da küçük hikaye kitapları iliştirdim.(Hatay şartlarında bulunabilen en güzel hediyeler) Sizler de çocuklarınız için deneyebilirsiniz.:D

YIN

Doğunun Limanları…

indirAmin Maalouf ‘un ilk okuduğum kitabıydı ama neredeyse bir yılı aşkındır kitaplığımda keşfedilmeyi bekliyormuş meğerse.Tek kelimeyle mükemmeldi.Bir hayat neleri görebilir ki dediğiniz herşeyi görmüş kahramanımız.Savaşlar,ayrılıklar,uzun bir inziva,özlem…Hikayenin gerçek olması  ve kahramanın gözünden yazılması daha da akıcı hale getirmiş olayları.Bir günde bitirdim desem yeridir.Ama altın vuruşu sona saklamış yazarımız.”gerçekten olur mu?”diye sorulan cinsten…

    Olaylar kahramanımız “isyan” ile yazarımızın bir metroda tanışmalarıyla başlıyor.Yazarımız onu eski tarih kitabındaki bir resimden hatırlıyor ve bir şekilde onunla konuşmayı ve hayat hikayesini dinlemeyi başarıyor.Önlerindeki dört gün boyunca isyan hayat hikayesini anlatıyor. “-Bir insanın hayatının doğumuyla başladığına emin misiniz ?” diyerek başlayan isyan Osmanlı hanedanından olduğunu ama sonra işlerin değiştiğini anlatıyor.İsyan, aslında önder ruhlu olmadığını ama babasının ona yüklediği bu sıfatın son derece boğucu hale gelmesiyle  Fransaya tıp okumaya gittiğini anlatıyor.Sonrasında bir şekilde onu içine çeken direnişçi örgütü ve bu sayede tanıştığı hayatının aşkını….CLARA…Hayatının aşkı diyorum çünkü kitabı bitirince göreceksiniz gerçek bir aşk hikayesini…Bu aşk yüzünden düştüğü uçurumları ve yine aynı aşkın getirdiği çözümleri…Babasının ölümü ve tam da o sırada patlak veren savaşla karısından ve doğacak çocuğundan ayrı düşen isyan,bir gün kötü kardeşi salim tarafından bir deli kliniğine kapatılır.Hayatının bundan sonraki yirmi yılını burada geçiren isyan birgün kızının onu bulmasıyla yeniden kendine gelir.Gelir gelmesine ama oradan nasıl çıkacağına dair en ufak planı yoktur.Beklemekten başka çaresi olmayan isyan hep bekler o günü umutla…yıllarca…En sonunda başarır çıkmayı ama geçen onca seneden sonra ne karısıyla nede kızıyla yüzleşmeye cesareti vardır…Dört günün sonunda karısıyla buluşacağı gün gelip çatar…işte tam burada yazarımız anlatımı kendisi ele alıyor ve kendi gözünden kendi kaleminden yazıyor artık…Burada kesiyorum ve okuduktan sonraki yorumlarınızı bekliyorum:)Hadi!okumaya başlayın biran önce 🙂

başka bir kitapta buluşuruz!!                                                                                    YANG 🙂

Yabancı Dil öğrenmenin 10 temel kuralı…

Gezindiğiniz sitelerin reklamlarına hiç dikkat ettiniz mi? Algıda seçicilikten olsa gerek benim dikkat ettiğim reklamların çoğu yabancı dil öğrenmeyle ilgili. Hepimizin yabancı dil öğrenmeye karşı bir ön yargısı vardır. Şimdi öğrencilerime bakıyorum zaten yapamam, anlamıyorum gibi bahanelerle kendilerini gittikçe uzaklaştırmaktalar yabancı dilden. Bizse günümüzde yabancı dil öğrenmenin sağlayacağı faydalar ve avantajlardan bahsedip duruyoruz. Ama birçoğumuz aslında yabancı bir dili konuşmanın verdiği zevki tatmak yerine bu avantajlara odaklanıp yabancı dil öğrenmeyi eziyet haline getiriyor. Burada aslında yabancı dil öğretimine de bakmak gerekiyor ama onu başka bir başlık altında ele alacağım. Hayatta her işin zorluğu vardır ve yabancı bir dili öğrenmenin de zorlukları var ama aşılamayacak büyüklükte değiller. İlk olarak şunu düşünmeniz gerekiyor : Ben şu an bir dil konuşabiliyorsam ikinci dili neden konuşamayayım? Tabi ki karşılaştığımız sorunlar olacak. Bu sorunları şöyle sıralayabiliriz :

-İlk olarak motivasyon eksikliği ve öğrenilen dilin günlük yaşamda pratik yapılamaması

-Yabancı dil öğrenmedeki amacımızın tam olarak net olmaması

-Tabiki okullarda verilen eğitimin iletişim odaklı değil gramer odaklı olması

Ama siz bu ön yargıları aşıp ben bir dili öğrenmek istiyorum diyorsanız ve o kararlılığı görüyorsanız kendinizde işe size yabancı dili öğrenmeyi kolaylaştıracak pratik çözümler. 

1)KESİN KARARLI OLUN VE AMAÇLARINIZI BELİRLEYİN: Bir çoğumuz dil öğrenmeye başlıyoruz ve yarıda bırakıyoruz. Zorlandığımız konulara geldiğimizde terk ediyoruz. İlk önce bu dili öğrenmek için kararlı olmalıyız ve amaçlarımızı belirlemeliyiz. Ne için dil öğrenmek istiyorum? Yabancı bir ülkeye yerleşmek için, akademik kariyer için, sadece internetten bilgi alabilmek için vs. bu liste uzatılabilir. Belirlediğiniz bu amaç sizi aynı zamanda ona uygun programa yönlendirecektir. Eğer günlük kullanmak içinse konuşma ve pratik amaçlı bir program olmalı. Ama sadece akademik kariyer için istiyorsanız konular ve yöntemler de ona göre değişecektir.

2) PROGRAMLI OLUN : Hepimizin işleri ve çeşitli meslekleri var. Kimimiz ev hanımı, memur, çalışan, boş gezen artık her ne iseniz 😀 İlk olarak size uyan bir program yapın ve ulaşmak istediğiniz amaç için süre belirleyin. 3 ayda basit metinleri okuyabilme gibi. Ya da konu konu da olabilir tabi ki bu da yine sizin dil öğrenme amacınıza dayanıyor.

3) PROGRAMINIZA UYUN: Bu da sanki rehberlik dersi gibi oldu 😀 Kendinizi kandırmayın ve yaptığınız programa uymaya çalışın. Eğer o gün programınızda bir aksaklık olmuşsa onu telafi etmek için programa eklemeler yapmalısınız.

4) DÜZENLİ ÖĞRENMEYİN: Evet bu size komik gelebilir 😀 Bir çoğumuz daha o konuya çalışmadım ya da şimdi ben bunu anlayamam deyip bırakıyoruz. Ama ana dilinizi nasıl öğrendiniz acaba? Çevrenizdeki çocuklara bakın. Bir çok karmaşık cümlelere maruz kalıyorlar ve biz bunu daha öğrenmedik diyorlar mı 😀 Siz de kendinizi bu karmaşık verilere maruz bırakın. Bir müzik dinleyin ya da altyazılı film izleyin. Kelimelerin anlamlarını  tahmin etmeye çalışın. Bu size ezber yapmaktan daha fazla şey katacaktır. Dili bir ordan bir burdan öğrenin. Çok çabuk yol katettiğinizi görünce siz de şaşıracaksınız.

5) SESLİ TEKRAR YAPIN: Biliçaltımız sesi çok sever. Ne kadar sesli tekrar yaparsınız o kadar diliniz yatkın olur. Bir müddet sonra siz istemeseniz de yabanci dil cümleler söylediğinizi farkedeceksiniz. Tıpkı şarkı söylemek gibi 😀

6) ARKADAŞ EDİNİN: Kesinlikle sizin dilinizi konuşmayan biriyle yabancı dilde iletişim kurmak kadar sizi teşvik edici bir şey yoktur. Kendinize yabancı arkadaşlar edinmeye çalışın ve öğrendiğiniz kelimeleri kullanmayı deneyin. İletişim kurmanın sadece gramere dayanmadığını göreceksiniz.Yanlış yapmaktan korkmayın ve cesaretli olun.

7) SIK SIK OKUYUN YA DA DİNLEYİN: Ne kadar o dilden girdi alırsanız o kadar çıktı verirsiniz. İyi yazabilmak için iyi bir okuyucu olmak gerekir. İyi bir konuşmacı olmak için iyi bir dinleyici olmak gerekir. Sürekli yabancı dilde müzikler dinleyin ve filmler izleyin. Yabancı kitaplar ve metinler okuyun.

8) KENDİNİZİ SINAYIN: Eksiklikleriniz görmenin en iyi yolu öğrendiklerinizi sınamaktır. Programınıza uygun bir değerlendirme hazırlayın ve ne kadar yol aldığınızı görmeye çalışın. Geride bıraktığınız eksikliklere geri dönün ve tamamlamaya çalışın.Bunun için öğrenme günlüğü tutabilirsiniz. Programınıza uygun olarak hazırladığınız öğrendiğiniz ve eksik kalan konulardan oluşan bir günlük hazırlayabilirsiniz. Ne öğrendiğinizi somut olarak görmenizi sağlar.

9)EZBER YAPMAYIN CÜMLE İÇİNDE KULLANIN: İlkokulda Türkçe derslerimizde ödevimizin ne olduğunu hatırlayabiliyor musunuz? Metinde geçen kelimelerin anlamını bulup birer cümle içerisinde kullanın. Hiç bir Türkçe öğretmeninin şu kelimeyi ve anlamını ezberleyip gelin dediğini görmedim 😀 Siz de yeni karşılaştığınız kelimelerin anlamını ilk olarak metinden tahmin etmeye çalışın. Daha sonra anlamını sözlük kullanarak ya da diğer yöntemler kullanarak bulun ve kendi cümlelerinizi oluşturmaya çalışın. Böylece öğrendiğiniz diğer konuları da tekrar etmiş olacaksınız.Bir diğer etkili yöntem ise zihin haritaları oluşturmaktır. Yeni kelimeleri oluşturduğunuz zihin haritalarının içine yerleştirmeye çalışın. Böylece hatırlamanız kolaylaşacaktır.

10) ETKİLİ SÖZLÜK KULLANIMI: Yeni öğrendiğimiz kelimeleri iki dilli sözlüklerden öğrenmek yerine tek dilli sözlüklerden öğrenmeye çalışın. Yani bahsedilen kelimeyi öğrendiğiniz dille açıklayan sözlükler kullanın. Böylece öğrendiğiniz dille daha haşır neşir olacaksınız. Aynı zamanda kelime öğrenirken dillin yapılarını da göreceksiniz.

Sonuç olarak beyninizde sizi engelleyen ön yargıları aştıktan sonra ve bu temel adımları işledikten sonra önünüze farklı bakış açılarından bir dünya serilecektir. Hele ki öğrendiğiniz dili kullanmanın zevkini tattığınız da her şey size daha kolay gelecektir. Bir başka dide buluşmak dileğiyle… 😀 

*YIN*

Previous Older Entries

%d bloggers like this: